Aranıyor...
14 Şubat 2019 Perşembe

Tüketim ve Yatırım Teorileri Konu Anlatımı

10:25

1. Mallar
1.1 Yatırım Malları
1.2 Tüketim Malları
2. Tüketim Mallarıyla İlgili Tüketim Teorileri:
2.1 Keynes’in Mutlak Gelir Hipotezi:

C=f(Y)
C=Co+cY
Co =Otonom tüketim harcamaları;Gelirden bağımsız tüketim harcamalarıdır. Her zaman sabittir. Gelirimiz olmasa da karnımızı doyurmak için yaptığımız harcamaları örnek olarak verebiliriz.
c:Marginal propensity to consume(Marjinal Tüketim Eğilimi): Marjinal tüketim eğilimi gelirimizin ne kadarını harcadığımızı belirler. c=MPC=0.8 ve gelir =100 br ise 80 birimi ile tüketiriz 20 br ile tasarruf yaparız demektir.
S=So+sY
s: Marginal Propensity To Save: Marginal Tasarruf Eğilimi Y=C+S  Total Supply=Total Demand
c+s=1  0<c<1      0<s<1
APC:Average Propensity To Consume: Ortalama Tüketim Eğilimi=C/Y APS: Average Propensity To Save : Ortalama Tasarruf Eğilimi =S/Y
  • Gelirleri artan kişiler bu gelir artışlarının giderek azalan payını tüketime artan bir payını ise tasarrufa ayırırlar. İnsanlar kural olarak genellikle gelirleri artıkça tüketimlerini de artırmak eğilimindedirler. Bu artış gelirdeki artıştan daha azdır.


  • Keynes’e göre tüketim harcamaları istikrarlı gelir istikrarsızdır.

Milli gelir artıkça tüketim artar ama ortalama tüketim azalır .Yani gelirdeki artıştan daha az tüketim yaparız.

  Özet:
  • Keynes'in mutlak gelir hipotezini ileriye sürerken dikkate aldığı gelir düzeyi cari kullanılabilir gelirdir. Ve kısa dönem itibari ile istikarasız bir büyüklük niteliğindedir.
  • Keynesin tüketim fonksiyonunda tanımladığı tüketim kalıbı istikrarlı bir nitelik taşır. Tüketim kalıbının istikrarlı olması; milli gelirdeki değişmelerin, toplumun toplam tüketimini izlemek sureti ile tahminini   sağlar. Yani mpc sabit olduğu için tüketimin belirlenmesi ile milli geliri bulabiliriz. Hatırlarsanız Keynes'in tüketim fonksiyonu  C=Co+cY şeklindedir..
  • Keynes'e göre bireyin geliri artıkça tüketimi de artar. Ancak tüketim artışı gelir artışının gerisinde kalır. 
  • Keyne'e göre marjinal tüketim eğilimi ve marjinal tasarruf eğilimi sabit değer taşır.

2.2  Duesenberry’nin Nispi Gelir Hipotezi
Keynez’e göre gelir artığında (APC) ortalama tüketim eğilimi düşer. Duesenberry ise ortalama tüketim eğiliminin neden düşmediğini araştırır. Duesenberry’de gelirin istikrarsız tüketimin istikrarlı olduğunu ortaya koyar. Keynes ‘le ortak yönüdür.
Duesenberry’nin 2 ispat gerekçesi vardır.

  1. Kişiler eldeki mevcut gelirleriyle elde ettikleri tüketim kalıpları sonucunda oluşturulan hayat standartlarının altına inme eğilimleri göstermezler. Gelirleri düşse bile oluşmuş tüketim harcamalarından vazgeçmezler. 2000 model arabadan inip 1991 model arabaya binmek istemezler.
  2. Bireylerin içinde bulundurdukları sosyal çevreyi etkileme eğilimleri vardır.
  3. Duesenberry’ de keynes gibi servet ve mirası göz önünde bulundurmaz. Tüketimi gelirin bir fonksiyonu olarak ele alır.
2.3 Modigliani’nin Yaşam boyu Hipotezi Bireyler tüketimlerini karşılayabilmek için cari kullanıla bilinir gelire ek olarak gelecek dönemlerde elde edecekleri geliride  göz önünde bulundururlar. Tüketim kısa dönemde bir gelir değişikliğine değil uzun dönemde bir gelir değişikliğine bağlıdır. (istikrarlı tüketim kalıbı tercih edilir).Veya başka bir ifade ile bireyin tüketimleri yaşam boyunca elde etmeyi düşündükleri gelirin bir fonksiyonudur. Bu nedenle de tüketim istikrarlı bir nitelik taşır.
Modigliani'nin yaşam boyu hipotezine göre bireyin psikolojik eğilimine göre gençlik orta yaş ve yaşlılık dönemlerinde tasarrufları farklı farklı ortaya çıkar.  Modigliani’ye göre bireyin yaşamı 3’e ayrılır.
  • Gençlik Dönemi: Bireyler gençlik dönemlerinde daha az gelir elde ederler ama tüketimleri fazladır. Bu durumda ya tasarruf çözerler ya da borçlanırlar. Gençlik döneminde (–) tasarruf vardır. Çünkü gelirleri yok denecek kadar azdır.
  • Orta Yaş Dönemi: Bireyler daha fazla tasarruf yapma eğilimi gösterirler. Çünkü hem geçmişteki borçlarını ödemek, hem de yaşlılık dönemindeki harcamalarını karşılamak zorundadırlar.
  • İleri Yaş Dönemi: Emeklilikle birlikte bireyler birikimlerini harcar ve – tasarrufa geçer.


Tasarruf eğrisi ile tüketim eğrisinin kesiştiği ilk noktaya kadar olan ve bu iki eğrinin arasında kalan alanda (-) tasarruf vardır. Bu alan gençlik dönemidir. Tasarruf eğrisinin tüketim eğrisini kestiği noktaların arasında kalan alan ise (+) tasarrufun olduğu orta yaş dönemidir. 2. noktadan sonra iki eğri arasında kalan alan (-) tasarrufun olduğu ileri yaş dönemidir.

Bir bireyin gelirinde ani ve geçici bir sıçrama meydana gelmesine arızi gelir artışı denir. Bir bireyin cari dönemdeki gelirinde arizi bir artış meydana gelirse birey bugünkü tüketimini hemen arttırmaz.  Yaşamı boyunca yapacağı tüketimleri de düşünerek ileriki yıllarada  gelirini paylaştırarak bugünkü tüketimini arttırmayı düşünür. Gelirde meydana gelen ani bir sıçrama aynı oranda tüketime yansımadığı için gelir artışı ile birlikte kişnin ortalam tüketim eğilimi gelir artışından sonra düşer.
Örnek: Cari gelirde 100 milyon liralık arızi bir gelir artışı olsun.
Yt=100 milyon
T= Kişinin Yaşamayı umduğu süre=50 yıl
100/50=2 yılda cari tüketimi 2 milyon artar.
Gelirdeki ani sıçrama tüketime ani olarak yansımaz, yıllara eşit olarak dağılır.
Örnek: 40 sene daha çalışacağını ve 50 yıl daha yaşayacağını ümit eden bir insan
40/50=0.8 Bireyin tüketimindeki kalıcı artış bu orana bağlıdır.
Tüketimdeki Toplam Artış=2 milyon+(2 milyon * 0.8)
Bir bireyin gelirindeki ani sıçrama yüzünden tüketimde meydana gelen artış gelirle aynı zamanda gerçekleşmediği için yaşam boyu hipotezine göre (APC) ortalama tüketim eğilimi düşüş gösterir.
Ortalama tüketim eğilimi
Miras gelir olarak hesaba katılmaz,Servet sadece bireylerin sahip oldukları mal varlığı olarak hesaba katılır. Friedman buna karşı çıkar.
2.4 Friedman’nın Sürekli Gelir Hipotezi
Bireyin tüketimi sadece cari dönemde elde ettiği gelire bağlanmayıp yaşam boyu hipotezinde olduğu gibi ileri dönemde elde etmeyi umduğu gelire de bağlıdır. Uzun dönemli gelir beklentisi vardır.
Tüketim= Cari dönemdeki gelir+ Uzun dönemdeki gelir beklentisi
Sürekli Gelir: Bireyin yaşı, mesleği sağlık durumu, eğitimi vb pek çok faktörün göz önüne alınmasıyla bireyin planlanan dönem içersinde kazanmaya devam edeceğini düşündüğü gelirlerin ağırlıklı ortalamasıdır. Geçmiş şimdiki ve gelecekteki gelirlerin ortalamasıdır.
Friedman’a göre bireylerin tüketimleri cari gelir düzeyindeki değişmelere bağlı olarak değişmez . Bireylerin tüketimlerini değiştiren faktör sürekli gelirdir. Ve sürekli gelir cari gelir kadar değişken değildir.
Fiyat düzeyinde de önemli olan fiyat, cari fiyatlar değil sürekli fiyatlardır. Sürekli fiyatlar bireyin beklediği fiyatlardır.
Sürekli gelir ve sürekli fiyatlar geçmiş dönemde oluşmuş gelir ve fiyatlara ilişkin gözlemlere dayanır.
Friedman’a’ a göre sürekli gelir servet düzeyine bağlıdır. Servet ise geniş anlamıyla tüm tüketile bilinir gelir ve hizmet kaynaklarını kapsar. Dolayısıyla servete üretken olan insanı da kattığımızda servetin anlamı genişler.
Friedman’a göre hem gelir hem de tüketim iki kısımdan oluşur.
Tüketim
  1. Sürekli Tüketim:Tüketicilerin normal olarak yapmayı hesap ettikleri tüketim harcamalarını ifade eder. Friedman’a göre sürekli tüketim sürekli gelirin bir oranıdır. Ve bu oran gelir seviyesi ne oranda değişirse değişsin sabit kalır. Sürekli tüketimin sürekli gelire oranı faiz haddinden, servetin gelire olan oranından ve tüketicilerin tüketim ve tasarruflarına ilişkin olarak sahip oldukları zevkler ve tercihlerden etkilenir.
  2. Arızi Tüketim: Kişinin tüketim kalıbındaki beklenmeyen ani geçici değişmelerdir.

  • Pozitif Arızi Tüketim: Herhangi bir sağlık problemiyle karşılaşıldığında yapılan harcamalardır.
  • Negatif Arızi Tüketim:Tatile çıkmak için yapılan plan sonucu yapılan masrafların , tatile çıkılamadığından boşa gitmesi.
Gelir
  1. Sürekli Gelir : Bireyin yaşı, mesleği sağlık durumu, eğitimi vb pek çok faktörün göz önüne alınmasıyla bireyin planlanan dönem içersinde kazanmaya devam edeceğini düşündüğü gelirlerin ağırlıklı ortalamasıdır. Geçmiş şimdiki ve gelecekteki gelirlerin ortalamasıdır.
  2. Arızi Gelir: Bir bireyin gelirinde ani ve geçici bir sıçrama meydana gelmesine arızi gelir artışı denir.

  • Pozitif Arızi Gelir: Gelir üzerinde pozitif etki eden etmenlerdir. Piyangodan para çıkması
  • Negatif Arızi Gelir : İşsizlik dolayısıyla kaybedilen gelir.
Yt=Arızi gelirle Yp= Sürekli gelir
Yt= Arızi gelirle Ct= Arızi tüketim
Ct= Arızi tüketimle Cp=Sürekli tüketim
arasında herhangi bir bağlantı söz konusu değildir.
Y=Yt+Yp    C=Ct+Cp
Cp=k(i,w,u).Yp bu ilişki sadece tek bir bireyin tüketim kalıbını göstermektedir.
i= Faiz haddi W=Servetin gelire olan oranı U=Tüketim ve tasarruflara ilişkin zevk ve tercih.
Cp=k.Yp bu ilişki toplumun tüketim kalıbını gösterir.
k katsayısı bireylerin bütün kişisel sürekli gelirlerini gösteren katsayıdır.

(c,MPC) marjinal tüketim eğilimi k katsayısının sabit olmasından dolayı APC ye eşittir. APC sabittir anlamı da çıkar.
İspat:
C=Co+cY Co=20
Y=100 c=0.7 ise C=90 ve APC=C/Y 90/100=0.9
Y=150 c=0.7 ise C=125 ve APC=C/Y 125/150=0.83
C=k.Yp
Y=100 k=0.8 ise C=80 ve APC=C/Y 80/100=0.8
Friedman’ın sürekli gelir hipotezi servet ve mirası göz ardı eder.
Burada tüketim istikrarsız bir büyüklükten istikrarlı bir büyüklüğe geçmektedir.
Friedman:k=APC=eğim
Keynez: A noktasının sağında APC azalır solunda artar. MPC<APC cari dönem gelirlerini ele alırsak APC gelir artıkça azalır.
Duessenberry: APC nin neden artmayacağını araştırır.
Modigliani: Gelir cari dönemde olmaz uzun dönemde düşünülür.
Tüketim bütün teorilerde istikrarlı olarak ele alınır.
.
3. Tüketimin Tasarruf ve Faizle Olan İlişkisi
2 etki söz konusudur.
  1. Gelir Etkisi: Borç ilişkisi içersinde bireylerin değişen faizlerle birlikte değişen mali durumlarından hareketle tüketimlerinde meydana gelen değişmelerdir. 2 türlü ortaya çıkar.

  • Alacaklı İçin Ele Alınan Pozitif Gelir Etkisi: Net alacaklı açısından faiz oranlarında meydana gelen bir artış alacaklının cari dönem tüketimini azaltmadan gelecek dönem tüketiminde bir artış sağlamasına pozitif gelir etkisi denir. Bu durumda alacaklı kişi faizler artığında zenginleşir. Cari dönemde tüketimi değişmez, sonraki dönemlerde tüketimde artış meydana gelir. Pozitif gelir etkisi ile birey zenginleşeceği için tüketimi artarken tasarrufu azalır.
  • Borçlu İçin Ele Alınan Negatif Gelir Etkisi: Borçlu için geçerlidir. Borçlu açısından faiz oranında meydana gelen artış borçlunun cari dönem tüketimini değiştirmeden  gelecek dönem tüketimini azaltmasına neden olur. Çünkü faizlerdeki artış borçlunun ödemesi gereken borcunun miktarını artırır bu da borçlunun gelecek gelirinin azalmasına yol açar. Negatif gelir etkisinde birey fakirleşeceği için tüketimi azalır tasarrufu azalır.
.
  1. İkame Etkisi: Cari dönemde yapılan bir tasarrufun sağlayacağı reel faiz bireyin toplam tüketimini arttıracağı için birey tüketiminin büyük bir kısmını gelecek dönemlere kaydırır. Yani faizlerde meydana gelen bir artış cari tasarrufların artmasına neden olurken gelecek dönem tüketiminin de artmasına yol açar. Buna karşın cari dönem tüketimi azalır.
Bir ekonomide faiz oranı attıkça cari dönem tasarrufları artar. Gelecek dönem tüketimini artırırken cari dönem tüketimini (ikame etkisi) azaltır. Gelirin arta kalan kısmı faiz gelirini artıracak şekilde tasarruf yapılır.
4.Yatırım Malları
Ekonomide belirli bir dönemde üretim araçlarına yapılan eklemelere yatırım. bu eklemeler için yapılan harcamaları yatırım harcamaları denir.
Yatırım tüketici tercihinin ileriki döneme kaydırılmasıdır. Yatırımlar reel üretim araçlarına yapılan eklemeler olarak şu şekillerde karşımıza çıkabilirler.

  1. Makine ve teçhizata yapılan eklemeler.
  2. Yol bina vb yapılan eklemeler.
  3. Hammadde , yeni mamul ve mamul stoklarına yapılan eklemeler.
Mamul stoklarına yapılan eklemeler özellik itibari ile diğerlerinden farklıdır. Çünkü mamul stoklarındaki artış girişimcinin isteği dışında meydana gelmektedir.
Yatırım teorileri ise değişik yatırım türlerini titiz bir ayrıma tabi tutarak yatırım harcamalarını açıklamaya çalışan teorilerdir.
5.Yatırım Teorisi

Yatırım belirli bir dönem içersinde üretim araçlarına yapılan eklemelere denir.   Aynı zamanda bu eklemeleri mümkün kılan harcamalara da yatırım harcamaları denir. Yatırım tüketim tercihinin ileri bir tarihe ertelenmesi olarakta tanımlanır. YAtırımlar reel  üretim araçlarına yapılan eklemeler olarak şu şekilde karşımıza çıkabilir.
  1. Makina ve teçhizata yapılan eklemeler.
  2. İnşaata yapılan eklmeler (yol bina okul)
  3. Hammadde, yeni mamul ve mamul stoklarına tyapılan eklemeler.
Mamul stoklarına yapılan eklemeler doğası gereği diğer iki şıktan farklıdır. Çünkü mamul stoklarındaki artış girişimcinini isteği dışında gerçekleşir.
Yatırım teorilerini  ise değişik yatırım türlerini titiz bir ayrıma tabi tutarak yatırım harcamalarını açıklamaya çalışan teoriler olarak ifade edebiliriz.
Yatırım teorisi atırım harcamaları yapılmasındaki temel nedenlerin neler olduğunu öngören teoridir.
5.1Yatırım Türleri
  • Otonom-Uyarılmış Yatırım
  • Reel-Mali Yatırım
  • Kamu-Özel Sektör Yatırımları
  • Gayrisafi-Net Yatırım
5.1.1Otonom-Uyarılmış Yatırım: Otonom yatırım gelir ve tüketim düzeyinden bağımsız olarak gerçekleştirilen yatırımlara denir. Otonom tüketim harcamalarına benzer. Teknolojik gelişmeler sonucu yeni teknolojilere geçiş.

    Açıklama: lo=Otonom yatırım
    Uyarılmış yatırım gelir ve tüketim düzeylerine duyarlı olan yatırımlara denir. Özellikle girişimcilerin kar güdüsüyle piyasadaki davranışlarına yön vermeleri halinde gelir ve borçtan tüketim düzeylerini , girişimcilerin yatırım kararlarını etkilemesi sonucunda yapılan yatırımlar uyarılmış yatırımlardır.
    Uyarılmış yatırımlar 0 olduğu zaman gelir düzeyi 0 olur. Gelir düzeyi artarsa uyarılmış yatırımlar da artmış olur .
    0<b<1 marginal yatırım eğilimi= Uyarılmış yatırım ile gelir arasındaki ilişkiyi bulan paremetre marjinal yatırım eğilimidir.
    Toplam yatırım ise otonom ve uyarılmış yatırımın toplamına eşittir.
    I=Io+ıY
    I=Toplam Yatırım
    Io=Otonom Yatırım
    ı=MArjinal Yatırım Eğilimi
    Y=Milli Gelir
5.1.2 Reel ve Mali Yatırım: Reel yatırım üretim araçlarına herhangi bir şekilde yapılan eklemelere denir. Bu eklemeler yeni sermaye malı alımı şeklinde olabileceği gibi daha önce başkaları tarafından alınmış olan sermaye mallarının yeniden alımı şeklinde olabilir. Mali yatırım ise gelir sağlayan hisse senedi ve tahvil gibi değerli kağıtların alımı suretiyle yapılan yatırımlardır. Değerli kağıtların alımı alan kişi açısından bir yatırım ifade ederken satan kişi açısından negatif yatırımı ifade eder. Ekonomini bütünü açısından ise herhangi bir değişiklik söz konusu olmaz. Ancak alım satım ilk elden ise para miktarında değişiklik olacağından makro anlamda değişiklik doğurur.
5.1.3 Kamu-Özel Sektör Yatırımları: Özel yatırımlar kar güdüsüyle yapılan yatırım  harcamalarıdır. Bunu için herhangi bir bunalım döneminde özel yatırım hacminin tam istihdamı sağlama yönünden yetersiz kalacağı söylenebilir. Bu durumda devlet özel yatırımları özendirmek için para ve maliye politikaları uygulayarak girişimcilerin geleceğe yönelik beklentilerini iyimserliğe çevirmeye çalışır. Kamu yatırımı ise devlet tarafından doğrudan denetlenen   ve fayda maliyet analizleri çerçevesinde sosyal ve ekonomik değerlendirmelere konu olan yatırımlardır. Yatırımcının yatırım kararı alabilmesi için katlanacakları maliyetin üzerinde bir kazanç beklemeleri gerekir.

5.1.4 Gayri Safi Yatırım Bir ekonomide belirli bir dönemde gerçekleştirilen yatırımların toplam değerini gösteren yatırımlardır. 2 ye ayrılır.
5.1.4.1Net Yatırım:Gayri safi yatırımdan üretim süreci içersinde makine ve teçhizatta meydana gelen yıpranma ve aşınma paylarının düşülmesi sonucu elde edilen yatırımdır.
5.1.4.2İkame Yatırım: Üretim süreci sırasında eskiyen aşınan ya da modası geçen makine ve teçhizatın değerini aynen korumaya yönelik yapılan yatırımlardır.
Gayri safi yatırım=Net yatırım+ikame yatırım
Bile ekonomide toplam yatırımlar sadece ikame yatırımlardan oluşuyorsa o ekonominin sermaye yönünden büyümediğini söyleyebiliriz.
İkame yatırım cari tüketim düzeyinin bir fonksiyonudur.
Ir= İkame Yatırımları
C= Cari tüketim
Ir=aC
a= Cari dönem tüketim düzeyinde meydana gelen değişikliğin ikame yatırımlarını ne oranda etkilediğini gösteren katsayı, parametre olarak tanımlanır. Marginal ikame yatırımı da denir.
olur.
5.2 Yatırım Kararının  Alınması:
Girişimcinin Yatırım konusunda alacağı temel faktörler. ( Yatırımcı yatırım kararı alırken sermaye malından beklediği gelirin, maliyetinin üstünde olmasını dikkate alır) 

  1. Sermaye malının arz fiyatı (yatırım maliyeti).
  2. Sermaye malından elde edileceği düşünülen gelir.
  3. Piyasa faiz haddi:
Cebimizde 1000 liramız olsun. Makine ve teçhizat almaya karar verdik Ömrü bir yıl. Maliyeti 1000tl. Beklenen getiri =R=1100
C=R/(r+1)
R= 1 yıl sonra malın kazandığı değer.(Beklenen Getiri)
r =sermayenin marjinal etkinliği
c =sermaye malının arz fiyatı
Örnek:
Y=1000 gelir    C=1000 sermaye malının maliyeti       r=0.10 sermayenin marjinal etkinliği
C=R/(r+1) yukarıdaki verileri bu denklemde yerine koyarsak R=1100 olarak bulunur.

Makinanın ömrünün 1 yıl olduğu düşünüldüğünde sermayenin marjinal etkinliği (r) bir yatırım malından beklenen hasılatı ya da geliri o yatırım malının maliyetine eşit kılan iskonto oranına denir.
Sermaye malının bir yıldan fazla olduğu durumda ise seri halde gösterilmiş formül için tanımlarsak;



Sermayenin marjinal etkinliği bir sermaye malının üretiminde kaldığı sürece beklenen yıllık hasılat serilerinin bu günkü değerini sermaye malının arz fiyatına eşit kılan iskonto oranıdır.
Bir yatırımcının yatırım kararı alırken yatırım maliyeti ile beklenen hasılat serileri arasında sermayenin marjinal etkinliği ile tanımlanan ilişkinin varlığını görürüz.
Analize 3 faktörü katarsak.
1000 tl ‘yi faize yatırırsak ve piyasa faiz haddi %5 ise 1000*0.50=50t getirir l
Yatırım kararı alınırken r ile i oranı arasında karşılaştırma yapılmalıdır.
r=i yatırımcı kararından vazgeçebilir. getiri 2 durumda da eşittir
r>İ yatırımcı yatırım yapma kararı almalıdır.
r<i yatırımcı yatırım yapma kararından vazgeçmelidir
Tekbir girişimci açısından yapılan bu analiz ekonominin bütünü açısından ele alınırsa sermayenin marjinal etkinliği yatırımlar genişledikçe küçüldüğü varsayımı yapılır. Çünkü genişleyen yatırımlar sebebiyle piyasaya arz edilen ürün miktarında artış olacak ve bu da getiri düşüşlerinin ortaya çıkmasına neden olacaktır. Düşük fiyatlar ise girişimcinin beklenen hasılat serilerinin üzerindeki tahminlerini olumsuz yönde etkileyecektir. Ayrıca yatırımların genişlemesi üretim faktörlerine olan talebi artırıp faktör fiyatlarının dolayısı ile maliyetlerin yükselmesine neden olur. Yatırımlar genişledikçe bir yandan beklenen hasılat serilerinde azalma olurken sermaye malının arz fiyatı yükselir. Maliyet ve hasılat faktörlerindeki bu değişimlerden sermayenin marjinal etkinliği azaltıcı yönde etkilenmektedir.